İçeriğe geç

Bastion nedir arkeolojide ?

Bastion Nedir Arkeolojide? Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış

İstanbul sokaklarında yürürken, insanların farklı gruplardan geldiğini, her birinin farklı geçmişlere, kimliklere ve deneyimlere sahip olduğunu görmek hiç zor değil. Toplu taşımada, bir kafede ya da işyerinde, çevremizdeki insanlar arasında farklılıkları gözlemlemek her zaman ilgimi çekmiştir. Tıpkı İstanbul’daki gibi, dünyada da toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet konuları bir arada var oluyor ve bunlar tarih boyunca pek çok farklı biçimde kendini gösteriyor. Bu noktada, arkeoloji dünyasında karşımıza çıkan “bastion” kavramı, farklı toplumsal grupların tarihsel olarak nasıl etkilendiğini anlamamıza yardımcı olabilir.

Bastion Nedir Arkeolojide?

Arkeolojide “bastion”, bir savunma yapısı ya da surlarla çevrili bir alanın dış savunmasını güçlendiren, genellikle köşe noktasına yerleştirilen bir yapıdır. Bastionlar, askeri yapılar olarak özellikle Orta Çağ ve erken modern dönemde önemliydi. Fakat bu yapılar sadece askeri amaçlar için değil, aynı zamanda toplumsal yapıyı yansıtan, sosyo-politik gücün sembolleriydi.

Bastionlar, savaşın ve savunmanın ötesinde bir anlam taşıdı: İnsanların toplum içinde kimliklerini, rollerini ve güçlerini nasıl tanımladıklarını, nasıl ayrıştıklarını gösteriyordu. Bugün bile sokaklarda gördüğümüz farklı insan gruplarının deneyimleri, arkeolojik bir bastion gibi, toplumsal yapıların nasıl şekillendiğini ve bu yapıların farklı grupları nasıl etkilediğini anlamamıza yardımcı olabilir.

Toplumsal Cinsiyet ve Bastionlar

İstanbul’daki bazı mahallelerde kadınların, özellikle sabah saatlerinde işe gitmek için toplu taşıma araçlarına binerken karşılaştıkları zorlukları gözlemlediğimde, bu durum bana bastionların toplumsal cinsiyetle nasıl ilişkilendirilebileceğini düşündürdü. Bastionlar, genellikle erkeklerin egemen olduğu askeri yapılar olarak tarihe geçmiş olsa da, bu yapılar toplumun güç yapılarının bir yansımasıydı. Kadınların daha az temsil edildiği, yerleşim yerlerinde daha dışarıda bırakıldıkları zamanlarda bastionlar, hem fiziksel hem de sembolik anlamda bu dışlanmayı pekiştiriyordu.

Toplumsal cinsiyet bağlamında, arkeolojideki bastionlar gibi, günlük yaşamda da bu dışlanmışlık, kadınların toplumsal alanlarda yer bulmalarını engelliyor. Kadınların şehirdeki hareket alanları, genellikle erkeklerin “bastion”ları olarak inşa edilen sosyal engeller tarafından sınırlanıyor. Örneğin, gece saatlerinde evlerine dönen kadınlar için sokaklar birer “bastion” haline gelebiliyor; her köşe, her çıkmaz bir tehdit barındırıyor.

Çeşitlilik ve Bastionlar

Bastionlar, arkeolojik olarak homojen bir toplum yapısının simgesi gibi görünebilir. Fakat, özellikle çeşitli etnik grupların, kültürlerin ya da sosyal sınıfların bir arada yaşadığı toplumlarda, bastionlar aslında çok daha farklı anlamlar taşıyabilir. İstanbul’da, farklı mahallelerde, etnik ve kültürel çeşitliliğin nasıl şekillendiğini gözlemlerken, bazen bastionların bu çeşitliliği koruyan ya da kısıtlayan bir rol oynadığını görmek mümkündür.

Mesela, Esenyurt gibi bölgelerdeki göçmen nüfusunun yoğun olduğu mahalleler, belirli sosyal sınıfların “bastion”ları gibi işlev görebilir. Her bir mahalle, farklı bir kültürün savunma hattı olarak inşa edilmiş gibi. Farklı etnik kökenlerden gelen insanların, kendi kimliklerini oluştururken bu “bastion”ları aşmaları gerekir. Bu, hem fiziksel hem de psikolojik bir sınavdır. Çeşitliliği kutlayan, daha açık ve entegre bir toplum ise bu bastionları yıkmak ve herkese eşit fırsatlar sunmak adına bir adım daha atmış olur.

Sosyal Adalet ve Bastionlar

Sosyal adalet, sadece bireylerin eşit haklara sahip olması değil, aynı zamanda bu hakların herkese eşit şekilde sunulması anlamına gelir. Bastionlar, arkeolojik olarak bir toplumun, özellikle de baskın grupların kendi güçlerini korumaya yönelik inşa ettikleri savunma hatlarıydı. Bu yapıların toplumsal adalet ile ilişkisi, bugünkü sosyal yapılarla paralellik gösteriyor. Özellikle, gelir eşitsizliği ve ayrımcılıkla mücadele eden gruplar için, bastionlar hâlâ modern şehirlerde varlığını sürdürüyor.

Bir akşam, Kadıköy’de bir kafede otururken, orta sınıf bir grup genç ile aralarındaki konuşmayı dinliyordum. Bir yandan sokakta gördüğüm göçmen işçiler ve geçici işlerde çalışan insanlar, bu “sosyal bastionları” aşmak için var güçleriyle mücadele ediyordu. Bastionlar, sadece fiziksel yapılar değil; aynı zamanda sosyal yapılar da olabilir. Bir mahalledeki park, farklı grupların bir arada yaşamasına izin verirken, başka bir mahalledeki park, belirli grupların “hakimiyet alanı” haline gelebilir.

Sonuç: Bastionların Bugün ve Dün

Bastionlar, arkeolojide, savunma yapıları olarak karşımıza çıkarken, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden ele alındığında, çok daha derin anlamlar taşır. Toplumları şekillendiren bu savunma yapıları, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda toplumsal sınırları da temsil eder. Kadınların sokakta daha az güvenli hissetmesinden, farklı etnik kökenlere sahip bireylerin sosyal yaşamda karşılaştığı engellere kadar pek çok örnekte, bastionların rolü açıktır. Bu bağlamda, toplumsal adaletin sağlanması için bu bastionları yıkmak, herkesin eşit bir şekilde toplumda yer almasını sağlamak gereklidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet mobil giriş